Gelişmiş Arama » (İl, İlçe, Semt seçmek için tıklayınız)

 

 

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

 

Bilgehan Tuba Tiryaki

 

     Çocuklarla serüvenime başlamadan önce annelerin ne kadar yalnız olduğunun farkında değildim. Kendi annem dahil annelerin çocuklarını yetiştirirken verdikleri savaşı takdir etmem için; anne olmam ve okul öncesi eğitim kurumu işletmeye başlamam gerekiyormuş. Doğuştan gelen anaçlık duygumuz, çocuğumuzun olmasıyla birlikte bizi ele geçiren bir hal alır. Çocuğumuz dünyamızın merkezi haline gelir ve kendimizi yalnızlaştırırız. İlk başta gönüllü olan çocuğumuzu paylaşmama isteği zamanla hayat şeklimiz olur. Çocuğumuzun büyümesiyle kendi başımıza tuvalete, banyoya gidemez, insani ihtiyaçlarımızı gideremez hale geliriz. Bu noktada dışarıdan bir el gelip bizi içinde bulunduğumuz girdaptan çekip çıkarmalıdır. En yakınımızdaki kişi eşimizdir ama bizi anlayamaz. Çünkü babadır-erkektir ve sabahtan akşama kafasını dağıtıp nefes alabileceği bir iş hayatı vardır. Çalışan anneler bu noktada biraz daha şanslı çünkü onlarında kendi özel alanları mevcuttur. Tabii ki çalışan anne olmanın getirdiği sıkıntılar yadsınamaz. Şanslıysak annemiz-kayınvalidemiz bize destek olabilir ama buda günümüz şartlarında pek mümkün olabilen bir durum değildir. Sonuç olarak yalnızızdır.

    Annelerin bir çok rolü vardır toplumda. Anne bir annedir, kadındır, eştir,  çalışandır, ev hanımıdır. Bu rollerin hepsine gereken önemi vermesi için ruh halinin güçlü olması gereklidir. Anne bir savaşçıdır, savaşı kazanması için güçlü olması gerekmektedir. Güçlü olmak; kendine zaman ayırmak, kendiyle barışık olmak, gerektiğinde nefes alabilmekle olur. Dinlenmiş insan daha güçlüdür. Anneler 24 saat annedir. Uykusunda, uyanıkken, yemek yerken, banyo yaparken … Anne olunca kesintisiz 8 saat uyuyan kişi sayısı enderdir. Tavşan uykusu uyur anneler, çıt sesiyle uyanır. Susayan, korkan, ateşlenen çocuğun geceleri yanında annesi vardır. Her zaman kullandığım bir sözüm vardır, "Mutlu anne mutlu çocuk demektir" diye. Herkes bilmelidir ki kadınların mutsuz olduğu toplum mutsuzluğa mahkumdur. Neden? Mutsuz bir anne mutlu bir çocuk yetiştiremez. Mutsuz yetişen çocuklardan oluşan bir toplumdan mutlu nesiller yetişmesi beklenemez. En önemli yatırım anne ve çocuğa yapılacak yatırımdır.

   Okul öncesi eğitim kurumları olarak bizler hem anneye hem çocuğa kaliteli zaman geçirme fırsatı veriyoruz. Anne kendine zaman ayırarak kendi alanını oluşturuyor. Çocuğun gelişimi ise uzman ellerde, sevdiği arkadaşları ile hem oyun oynayarak hem de gerekli eğitimi alarak çok daha iyi oluyor. Ben işimi yaparken annelerin gözünden görmeye çalışıyorum. Bu şekilde onların beklentileri nelerdir anlamak daha kolay oluyor. Okul öncesi eğitimin hem çocuğu hem de kendi için en iyi seçim olduğunu anlayan annenin işi kolaylaşıyor. Kendi kriterlerine uygun okul arayışına giriyor. Birde  bunu bilen ama çevre baskısı sebebiyle uygulayamayan anneler var ki bu çok kötü bir durum. Özellikle ev hanımı anneler bu duruma maruz kalıyor ama çalışan anneleri de bu durum zaman zaman etkiliyor. Bilgisi az ama yorumu sonsuz olan bir toplum olduğumuzdan “Bütün gün evdesin, çocuğu niye okula yolluyorsun” , “Çocuk çok küçük niye okula yolluyorsun” gibi yorumlarla anneleri iyice köşeye sıkıştırıyoruz. Her annenin kendi çocuğu üzerinde imkanları elverdiği ölçüde karar verme hakkı vardır. Babalar eşlerinize sahip çıkın, büyükler annelerin birer insan olduğunu unutmayın. Kadınlar anne olmanın kendimizi unutmak olmadığını hatırlayalım. Evet, dünya üzerindeki en zor iş bizim işimiz, evlatlarımızı bildiğimiz en doğru şekilde yetiştirmek omuzlarımızın üzerindeki büyük sorumluluk. Biraz kalbinizin , birazda aklınızın sesini dinleyip en doğru seçimleri yapacağınıza inanıyorum. Bende öyle yapmaya çalışıyorum.
 
Twitter'a ekle Facebook'a ekle
Bilgehan Tuba Tiryaki İndeksi
Etkinlik Bankası Çocuk Eğitimi ve Rehberi Eğitimciler İçin İletişim ve Bilgilendirme
Yuva Merkezi © 2009