Okul Öncesi Eğitiminde Çağdaş Yaklaşımlar Çoklu Zeka Eğitimi
Bir kişi, sorunlarla çok iyi başa çıkabiliyorsa ve çözüyorsa, ikna edici bir stili ve de güçlü bir belleği varsa ondan söz ederken genellikle :”zeki adam”, “zeki kadın” deriz. Onda olan özellik dilsel, belleksel ve matematiksel yetenekle ilgilidir. Oysa hepimizin gerek doğuştan getirdiği, gerekse sonradan edindiği bazı özelliklerimiz bulunmaktadır. Bu özellikler çocuklukta belirginleşir Birey bu süreçte destek görmeyip, özelliğini geliştirememişse içindeki körelmiş olan bu yeti alanı için bir zaman sonra “bana destek olunsaydı şimdi ben …… olacaktım, oysa ne yazık ki ……. oldum” diyecektir.
İnsandaki farklı yetenek alanlarını (1- Dilsel, 2- Mantık ve matematiksel, 3- Görsel ve uzamsal, 4- Bedensel ve kinestetik, 5- Ritmik ve müziksel, 6- lçsel, 7- Sosyal, 8- Doğacı yönleriyle) inceleyen Nöropsikolog Prof. Dr. Howard Gardner bu yetilerin eğitim içinde tek ya da bir kaçının geliştirilmesi ile kişinin pratikleşeceği ve de öğrenmesinin kolaylaşacağını vurgulamıştır. High-Scope Eğitiminde olduğu gibi, çocuğun yaparak-yaşayarak öğrenmesi önemlidir. Gereksiz ezbercilik ve öğretmeye dayalı yöntemler, öğretilenleri otomatik qiarak yinelemekten öteye geçemeyip bir süre sonra da öğrenilenlerin unutulduğunu gösterir. Örneğin, dikkatle izlendiğinde bazı çocukların anlatılanları değil de, görsellik yoluyla aktarılanları daha kolay kavradığı görülür, çünkü görsel alanı baskındır. Şimdi kısaca bu 8 yeti alanına bakalım:
Sözel-dilsel yeti: Dile ilişkin kavramları bir masalcı, politikacı, şair, yazar, gazeteci, haberci gibi yazılı olarak aktarma ya da, bilgi sunma, bir şeyin yapılışını açıklama gibi incelikli konuşma özelliklerini içerir. Bu yetisi olanlar işiterek, konuşarak, okuyarak, başkaları ile iletişim içinde bulunarak kolay öğrenirler.
Mantıksal-matematiksel yeti: Matematikçi, muhasebeci, istatistikçi gibi sayılarla ugraşma ya da bilgisayar programcısı, mantıkçı gibi neden-sonuç ilişkilerini, varsayımları oluşturan, sorgulayan, soyut işlemlerle ilgilenme özelliklerini içerir. Bu yetisi olanlar nesneleri kategorilere ayırır, olaylar karşısında mantıksal güçleri önde, nesneleri özelliklerine göre sayısallaştırır, hesaplar, olaylar arasındaki soyut ilişkiler üzerinde düşünerek kolay öğrenirler.
Görsel-uzamsal yeti: Mekansal olarak çevreyi çok iyi aygılayan dekoratör, mimar, ressam gibi edindiği izlenimleri değişik uygulamalara sokabilme kapasitesidir. Bu yetisi olanlar şekil, biçim, renk, yer ve zaman, desen vb. gibi olgular arasındaki ilişkilere duyarlı olup, olay ve olguları görselleştirerek ya da resim, çizgi ve renklerle çalışarak kolay öğrenirler.
Müziksel-ritmik yeti: Şarkıcı, müsizyen, besteci, kompozitör, DJ. gibi ses özelliklerini tanıma, düşünce yapısında müziği ön planda tutma, algılama ve yorumlamada bu yolu izleme kapasitesidir. Bu yetisi olanlar, bir müzik yapıtının ritm, melodi ve ton farklarını kavrayarak, çevredeki seslere duyarlı ve müzik enstrumanı çalmaya meraklı olup, yaptıkları işleri ritmik, melodik ve müziksel olarak uygular ve öğrenir.
Bedensel-kinestetik yeti: Sporcu, balerin, tiyatrocu ya da el becerisi olan tamirci, heykeltraş, dişçi, estetisyen, cerrah gibi problem çözümünde, ürün oluşturmada bedenini ve ellerini kullanabilme kapasitesidir. Bu yetisi olanlar yaparak-yaşayarak, hareket ederek ve özellikle elleriyle yoklayip, deneyerek kolay öğrenirler.
Sosyal yeti: Psikolog, politikacı, hakim, öğretmen, pazarlamacı gibi, çevredekilerin mimiklerinden, seslerinden, duruşlarından onları iyi analiz etme, yorumlama ve değerlendirme kapasitesidir. Bu yetisi olanlar işbirlikçi, çevresi ile sözlü-sözsüz etkileşim ve iletişim kurup, başkalarının ilgi ve gereksinimlerini algılayabilen, onların duygu, düşünce ve karakterlerini adeta yüzlerinden okuyan kimselerdir.
İçsel yeti: Kendi zayıf ve güçlü yönlerini değerlendirme, duygu ve gereksinimlerinin farkında olma, kendine güvenme ve disipline edebilme kapasitesidir. Bu yetisi olanlar kendini tanır, nasıl davranacağını, nelere yakın, nelere uzak durması gerektiğini ve yaşam boyu doğru kararlar almasını bilen kişilerdir.
Doğacı yeti: Biyolog, Jeolog, Meteorolog, Oşinolog gibi, hayvan, bitki, canlılar, deprem, su özeükleri, hava koşulları, bulut türleri gibi çevre koşullarına duyarlı ve ilgili olma kapasitesidir. Bu yetisi olanlar çevreye saygılı, meraklı, canlı-cansız varlıkların ayırımını doğal evrende yapabilen ve üretken olabilen kişilerdir.
Bu yeti grupları ayrı ayrı özellikler halinde bulunurken birkaçı da bir arada aynı insanda bulunabilir. Örneğin evi dışında bir iş kolunda çalışan bir hanımın durumunu ele alalım. İş ortamında çevresini iyi tanıyan (sosyal), kendi kişisel özelliklerini iyi bilen (içsel), ilk kez gördüğü birinin giyimindeki en ince ayrıntıyı, işinde ya da evinde bulunan bir materyalin nerede olduğunu en iyi bilen (görsel), neden-sonuç ilişkileri kurabilen, ev ya da iş yerinde her şeyi gruplayan, sınıflayan, kümeleme yapabilen, istatistiksel sonuçlar çıkarabilen (mantıksal-matematiksel), kazak vb. örebilen, dikiş dikebilen, dans edebilen (bedensel-kinestetik), çok güzel konuşma yetisiyle karşısındakini etkileyen (dilsel), iş yaparken şarkı söyleyen (müziksel), çiçek yetiştiren, kuş ve balık besleyen (doğacı) yönleriyle tüm yetilere sahip tek kişi de olabilir.
Çocukların yetileri bu kadar gelişmiş olmayabilir. Bu yetiler öğrenmeyle, izlemeyle, gözlemlerle, denemelerle gehştirilebilir. Okul öncesi eğitim kurumlarındaki uygulamada öğretmen çocukların yeti özelliklerine uygun programlar planlamalı, farklı öğretim teknikleriyle farklı yeti alanlarını uyaracak etkinlikler oluşturmalıdır. Ciddi çalışan kurumlarda olduğu gibi yeti alanları ayrıca branş (müzik, bale, folklor, drama, satranç, seramik, resim, bilgisayar vb.) öğretmenleri ile yapılan özellikli çalışmalarla geliştirildiği gibi, bu tür çalışmalar içine, yeti alanları zayıf olan diğer çocukları da katarak onların da yeti alanları geliştirilebilir.
22 yıldır tüm dünyada ilginç görülen ve uygulanan bu eğitim sistemi, ülkemizde de bazı devlet ve özel okullarda uygulanmaktadır. MEB’nın aldığı bir kararla müfredat programları değiştirilerek yeni bir sistem uygulamaya gidileceğinin müjdesi verilirken bu işin başında bulunduğu belirtilen Prof. Dr. Ziya Selçuk Hoca’nın oluşu, Çoklu Zeka Eğitiminin ilköğretim programlarının içine gireceğine bir işarettir.
Anaokulunda böyle bir eğitimden geçen çocuk ileride neyi nasıl yapacağını, en kolay nasıl öğreneceğini bilecek, davranış ve ifade ediş gibi pekçok özelliği iyi bir şekilde uygulamaya sokabilecek ve adeta komple bir insan olacaktır.