|
Adım Atarken Hiç Düşündük mü ?
Bir vedadır her adım ne dersiniz? Bazen bir seyahat olur engin denizlerin limansız kıyılarındaki. Sessiz bir selamlaşmadır bu.Kimi zaman güveni temsil eder.Biraz kararlılık ve hatta mücadelemizi bize anlatır adımlar…
Adımlar!... Hep gidişleri, vedaları anımsatır bizlere ve ardımızda kalanlar çoğunlukla unuttuklarımızdır.Hep yeni yaşamlar ve idealler peşinde koşarken geçmiş unutuluverir her zaman.Geçmişle geleceği özümseyerek hayatımızda kaybedilenler ve kazanılanlar şeklinde bir tablo çıkıyor karşımıza.Bu duruma kültür olarak bakarsak; Kültürel kayıplarımızla, yenilenme yolundaki kabullenebilme çabalarımız arasındayız.. Arayışlarımız, doğruyu bulmak üzere gayretimiz kimi zaman sözel boyutta gerçekleşiyor. Kimi zamansa ciddi ciddi hedeflerimiz olarak, yaşam amacımız şeklinde hayatımızda yer alıyor. Birçok açıdan yakalayalım. Şöyle ki, tarihimizde de yaşanılan olaylara bakınca –yakın ya da uzak bir olay- bir olayın neden-sonuç kısmının diğer olayla bağlantısı kurulduğu takdirde yanlışlar azalır ve hatalar tekrarlanmaz ya da tekrarlanmamak üzere çalışmalar yapılır.
Farklı yollarda aynı adımlarla ve yine farklı düşünce yapısıyla gidişlerimizi sürdürebiliyorsak, kişisel gelişimimizi ileri seviyeye taşıyabilme anlarından iyi bir şeyler yapıyoruz demektir. Zaten her şey cesaret ile yola çıkıp, iyi bir gözlemci olup, doğruya ulaşma çabası ile gerçekleşmiyor mu? Etrafımızdaki yaşantılara baktığımızda da sosyal çevremizdeki minik bir olay ya da büyük sorunlara neden olacak fark edilmeyen sorunlarımız şeklinde de mutlaka görebiliriz.
Hiç kimsenin inancı yokken, herkes var olan gayretleri görmezden geliyorken, bunun bir gün gerçekleşemeyeceğine inanan insanların çevresinde adım adım ilerliyoruz.
Kararlı olarak önemli diye düşünüyorum. İnsanların hep birbiri ardına takılmış gidişleri geliyor aklıma. Yüreklerindeki cesareti dogmatik düşünce kalıpları almış, hafızalarında “soru sormak” eylemini yitirmiş insanlarımız var. Düşünce sınırlarımızın yok oluşuyla geldiğimiz, bugün ki durumunuzu ele alacak olursak; ilk önce susalım ve dinleyelim bakalım nerdeyiz. İstediğimiz yer de miyiz? Ne kadar çabalıyoruz dersiniz.
Karda yürüyüp izimizi belli etmeyenlerden miyiz acaba? Evet, bu kadar sorudan sonra kafamızda neler beliriyor diye bakalım. Belki sorgulama yolunda biraz geçmişteki yetilerimizi kazanabiliriz. Biz millet olarak, her zaman olduğu gibi hemen gideriz, biliriz gitmeleri sessizce. Gerçekten attığımız bir adımı sorgulamaktan yana mıyız, yoksa günü kurtardığımıza sevinenlerden mi?
Arkamıza destek alıp yol almayı seviyoruz. Başarılarımız muhakkak ki bizim gayretimiz. Tırmanışlarımız bir modelle şekillenir. Bu düşünceyi kendi kendimize mi benimsedik yoksa illa ki öğretildi mi? Hayat akıp gidiyorken kendi hayatımızı yaşamaya gayret göstermeliyiz.
Elde olan zaman! Hem de nasıl kullanacağımızı bilmediğimiz, bilemediğimiz şeylerin en kutsalı. Değerlerimizi yitirmeden yürüyüşümüzle güven dolu bireyler oluyoruz. Bir gün işler iyi gitmeye başlarsa artık bir kurtuluş meleği dilemekten ziyade, bir melekte siz oluverirsiniz.
Bir geçmişten sonra adımlarınız güven olmaktan vazgeçmeye hazırdır.Desteksiz yürüyebildiğiniz günler, bir sabah güneşin doğmak için sabırsızlandığı gibi hayatınıza aniden doğacaktır.Sonrasında yanıtını bulamadığımız sorularınızın cevabı yaşadığınız hayat olacak ve siz gidişlerinizi veda olarak değil bir merhaba şeklinde anımsayacaksınız yollarınızdaki engellere rağmen!...
EMİNE ARSLAN
|